Fotoğraf paylaşım sitesi
 Beni Hatırla
Üye Ol | Şifremi Unuttum | Aktivasyon

kompozisyon örnekleri , kompozisyon nedir, kompozisyonlar.
kemal atasagun
Mesajlar: 608
Kayıt: 12.4.2010
Şehir: İstanbul

 tarihinde yazmış.
fotograf forum maci izle macini izle mac özeti izle mac bileti Watch Streaming live 2011
#4863
kompozisyon örnekleri
YUZ BINDEN FAZLA PROFESYONEL FOTOGRAF KOMPOZİSYONU GÖRMEK İSTİYORSANIZ BURAYA TIKLAYINIZ
Resimde Kompozisyon nedir?
fotoğraf altı kompozisyon
Kompozisyon

Resimde çizgi yapısında olduğu kadar, kom pozisyonda geometrinin egemenliğini görüyoruz Çiz gi karakterlerinin çeşidi, tablonun dinamik, statik özelliğini kuruyordu Geometrik şekiller, tablonun ge nel kuruluşunu, biçimlerin bir birlerine karşı nispetlerinin ahenk ve düzenini sağlar

Ama ilkin şunu açıklayalım: Kompozisyon ne dir? Plâstik sanatların klâsik sözlüğünü açarsak, bu lacağımız tarif şu: Çok figürlü, belli bir konuyu can landıran, genel olarak büyük çapta tablo, yada hey keller topluluğu Örneğin, Raphael'in, Rembrandt'ın tabloları manzara, bina iç ve dışlarını, canlı, cansız tabiat elemanlarını, figürleri -insanları- bir araya getiren kompozisyonlar, anıtsal eserlerdir Bu ba kımdan, resim repertuarında kompozisyon kelime si çeşitli elemanları denkli, düzenli olarak bir ara ya getiren eser anlamındadır

Oysa, resimde, en gösterişsiz, en sade konu bi le, ressamı, kompozisyon kurma, yani konusunu tu val içinde düzenleme zorunda bırakır Bir cansız ta biat parçası, -natürmort-, bir masa üstüne konulmuş vazo, yemişler, kumaşlar, yada birkaç ağacı, bir deniz kıyısını gösteren en sade bir manzara resmi bile bir tertipleme, denklendirme zorunu doğurur

Bu böyle olmakla beraber, biz, bu bölümde, klâ sik kompozisyon koşullarım inceleyecek ve geomet rinin oynadığı önemli rolü belirtmeye çalışacağız
kompozisyon örnekleri - kompozisyon nedir? - kompozisyonlar.
Resimde Kompozisyon nedir? , kompozisyon örnekleri kompozisyon nedir? kompozisyonlar.
Resimde Kompozisyon nedir?

Muşamba üstüne resmedilen hiç bir çizgi, biçim, renk düşünülmeden, tasarlanmadan yer alamayacağına göre, çeşitli elemanlarla dolu bir tablonun mey dana gelişi birtakım koşullara bağlıdır Bu koşulla rın başta gelenleri; desen -çizgi güzelliği ve tertiple me, düzenleme, yani "kompoze" etme- başarısıdır

İleri kompozisyon örnekleri, İtalyan Rönesans'ının ilk yıllarında görülür Bizans etkisinden yavaş yavaş kurtulmaya başlayan İtalyan ressamları, ça ğın matematik ve geometri alanlarındaki araştırmala rına paralel olarak, bu bilimleri resim alanına vur maya ve tablolarını inceden inceye hesaplanmış geo metrik örgüler içine almaya başladılar Böylelikle, tablonun konusu ne olursa olsun, konudan önce res samı saran tasa, işleyeceği elemanların geometrik ya pısı oldu Yapı kelimesini kullanmamız, klâsik tablo ların geometrik kuruluşunun bir mimarlık yapıtına benzerliğini göz önünde tutabilmemizdendir Tablo, temelleri, iskeleti, dolu ve boşlukları olan binanın tür lü elemanları gibi, eş, karşıt nispetler, büyük, küçük biçimleriyle bir mimarlık yapıtına benzer

Geometrik örgülü kompozisyonlar, 14 üncü ve 15 inci yüzyıllarda görülmeye başladılar Hemen hep si, din konuları üstüne işlenmiş olan bu tablolarda "piramidal kompozisyon" denilen özelliğe rastlanır Piramit, yani değişik açılı üçgenler sistemi en çok rastlanan kompozisyon tarzıdır Figürler, ya tek grup lar, ya da kalabalık kümeler halinde üçgenli örgüler sistemine vurulmuştur Çokluk, bu üçgenlerin iki ya nında dikeyler, altlarında yataylar, üstlerinde de eğ riler, yuvarlaklar bulunur

Üçgenli geometrik örgü sisteminin resim sana tında büyük önemi var Üçgen, piramit, yani bir te mel üstüne kurulu olup, gitgide daralan ve sonunda birleşen şekil, sağlamlığın, oturmanın, durulmanın sembolü bilinmiştir Bu sembol, çok eski çağlardan, Mısırlılardan bize kadar gelmiştir Sonsuzluğun, ölümsüzlüğün sembolleri bilinen ehramlar birer pira mit, birer üçgendir Üçgen, görünüşünün uyandırdı ğı duygu bakımından, toprağa yatay olarak kök sal dıktan sonra göğe doğru yükselip kavuşan kollarıyla, sağlamlık, duruluk etkisinden başka, mistik, din sel bir sembol de bilinebilir

Ama, örneğini sunduğumuz piramidal kompo zisyon, tek üçgenlidir, yani tablo değişik açılı tek üçgenlerin örgüsüne dayanır Bir de aynı tabloda bir kaç üçgeni bir araya getiren ve bunların üst üste yada yan yana gelmesiyle meydana gelen tertipler var dır Aynı tabloya çeşitli açılı birkaç üçgeni yan yana, üst üste getirmekle ressam, piramit sistemini geniş letmiş olur Bu suretle sağlamlık, duruluk etkisi iri li ufaklı üçgenlerin örgüsüne dayanır

Üçgenlerin tabanı genel olarak aşağıdadır Ya ni istif, piramidin gidişine uyarak genişten dara doğ ru yükselir Çok kere üçgenler ters konulmuştur Taban yukardadır Bu suretle piramidal istif dardan ge nişe doğru gider İki üçgenin birbirine baktığı istif ler de vardır Piramidal istif o zaman aşağıdan yuka rı ve yukarıdan aşağı kurulu bulunur

Ressamların kurdukların geometrik örgülerde rol alan belli başlı eleman, yalnızca düz çizgiler, üç genler, piramitler değildir Çizgi bölümünde gördüğü müz gibi eğrilerin, yuvarlakların etki payı pek bü yüktür Durulma etkisini düz çizgiler sağlar, yuvar laklar, eğriler de hareketi, dinamizmi Bundan ötü rü kompozisyonların geometrik örgüsü düzlerle eğ rilerin denkli istifinden doğmalıdır

Kompozisyon


Kompozisyon örgülerinin rast gele kurulmadığım önemle belirtmek gerekir Mimarlıkta olduğu gibi resimde, bir bakıma da heykeltıraşlıkta da, sanatçı lar, en eski uygarlıklardan beri, eserlerin kuruluşun da birtakım matematik ölçüler kullanmışlardır Pytagore ve Platon -Eflâtun - dan, hattâ daha önceden, Mısırlılardan beri biçim ahengi, nispetler uygunluğu "büyük, küçük, en küçük" ölçülerine dayatılmış ve denklik, nispet güzelliği taşıması gereken her alan, en küçük ayrıntılarına kadar bu ölçüler örgüsüne da yatılmıştır

Ressamın, kompozisyonunu kurmak için uygula yacağı matematik ölçüleri burada saymak bizi, yük sek matematiğin zor ulaşılır katlarına götüreceği için konunun açıklığından, kolay anlaşılır rahatlığından çıkmamak amacıyla daha pratik bilgilere başvuraca ğız Bütün matematik hesaplar, resimde, çerçeve alanının düzenli şekilde bölünmesine gittiğine göre, rakamları bırakarak doğrudan doğruya çerçeve, daha doğrusu tuval - resim muşambası ile gerili şasi alanıyla ilgileneceğiz

Daha yukarda belirttiğimiz gibi, kompozisyon, figür olsun, manzara olsun, yada objeler -eşya- ol sun, birçok elemanın, konulu, konusuz olarak tablo sathında yer almaları, denkli biçimlerde tertiplenme leridir" O halde ressam, yapmak istediği kompozis yonun elemanlarını tablosu içinde nasıl yerleştirecek, tertipleyecektir? Fantezisine, içgüdüsünün itişine uyarak rast gele mi? Duygusuna güvenerek bu duygunun esintisine uyarak mı?

Çok kere, içgüdü, duygu, fantezi kişiye oyunlar oynar Bir ânın heyecanı kişiye "doğru düşünüyo rum, doğru duyuyorum duygum bana hıyanet etmi yor" kanısını uyandırır Ama aradan bir zaman ge çince gelip geçici duyguların heyecanı içinde yanlış yollar tutulduğu, sağlam bir iş yapmak için onu serinkanlılık, hesapla perçinlemek gerektiği fark edilir

Sanat tarihi, duygu ile düşünüşün çarpışmasını gösteren örneklerle doludur Meydana getirildikleri zaman, çalkantılı duyguları canlandıran, lirik ifade li tablolar sonraları demode olur, heyecan verici elemanlarını bir bir yitirirken, duygu ile düşünüşü, kalple kafayı birleştiren tartılı eserler devamlılıkları nı, ölmezliklerini bu sentezlerin ışığında devam ettir mişlerdir

Matematik ölçüler, geometrik düzen, ressama en sağlam dayanaktır İçgüdü, duygu nispet ölçülerinin temeline dayandıkça ölmezliğe kavuşurlar "Tabiat ve sanatta nispetler" adlı kitabında Mathyla Ghyka, eski Yunanın ünlü matematikçisi Vitruve'ün bir pren sibini hatırlatıyor: "Eşitsiz olarak bölünen bir bü tünün güzel görünmesi için küçük parçalarla büyük parçalar arasındaki ilintinin büyük parça ile bütün arasındaki ilintiye eş olması gerekir"

Bu prensibin rakama vurulması faydalı olmak la beraber, onu şöyle yorumlayabiliriz: "Bir bütün, daha doğrusu -resim üstüne düşündüğümüze göre bir alan- denkli, ahenkli şekilde bölünmek için büyük parçalarla küçük parçaların birbiri ile ilintili olarak ayrılmaları gerektir"

Belli bir tablo alanını birtakım düz ve eğri çiz gilerle bölersek, ressamın bu örgü üstüne kompozis yonunu rahatça oturtabileceğini anlarız Bu alan, ya bir dörtgen -kare-, ya da bir dikdörtgen -rektangl-olabilir Tablolar çokluk dikdörtgen nispetleri için de kurulduğundan, bu çapı tercih edebiliriz

Ressam, bu alanı kompozisyonuna temel olmak üzere düzenli bir şekilde bölecektir Bunun için ne enini, boyunu ölçmek, ne de en ve boy arasında her hangi bir matematik ilinti bulmak zorundadır Dik dörtgenin en ve boyu ne olursa olsun, kendi yapı sından, bünyesinden çıkacak olan bölüntüleri yine de, ressam için, kompozisyona ideal birer örgü olacak tır

Enden, yan yana iki kare teşkil eden üç dikey bölüntü ile tam ortayı bulan bir yatay, alanın daha ayrıntılı bölünmesine sağlam bir temel olacaktır

Bu ilk örgü üstüne gelecek olan karşıt iki piramit hem üçgenleri hem de gerekli eğikleri sağlar

Yatay ve eğikler istenildiği kadar çoğaltılabilir

Hep düz çizgiler üstüne kurulu bu bölümlere yu varlaklar ve eğriler katmak gerektiğinden, alanın or tasını bulan tam bir yuvarlakla başlanabilir

Taban ve üst kısımlara pergelle çizeceğimiz ge niş eğriler, örgünün yuvarlaklar sistemini genişlete rek düzlere karşıt elemanlar meydana getirecektir

Düz örgülerle kompozisyona gerekli yuvarlaklar sınırsız çoğaltılabilir

Özellikle ressamlara seslenen bu pek sade bilgi lerle kompozisyon konusunu tüketmiş değiliz Ne de olsa, ilkel sınırlar içinde kalmamıza sebep, bu kita bın sadece sanatçılara değil, resmi anlamak isteyen aydınlara, gençlere seslenişidir Kompozisyon kural larını böyle pek sade bir şekilde sunmakla iki sonu ca varmış oluyoruz: Bir yandan, resim meraklısı okuyucuya, tablonun, kompozisyonun rast gele kurul madığını, bu kuruluşta geometrik bölüntülerin önem li rol aldığını göstermiş, bir yandan da kompozisyo nunu kurmaya zorluk çeken genç ressama, resimle örtmek istediği alanın kendi bünyesinden, çapından doğmuş bölüntülerle ideal bir örgü haline getirilebi leceğini açıklamış oluyoruz

Kompozisyon kurallarının geometrik bölüntüleri, "çizgilerin metafiziği" konusunu tamamlar ve daha da aydınlatır Çizgilerin taşıdığı anlamlarla kompo zisyon örgülerin geometrik karakteri bir tabloda bir leşmesi gereken kardeş elemanlardır Statik, dinamik karakterli çizgilerle geometrik örgülere dayanan kom pozisyon tertipleri tablonun renkleri kadar önemli can damarlarıdır
not: eger yeterli bilgiye ulasamassaniz, www.alexa.com sitesinden kompozisyon sitelerini bulun, yardimci olacaktir

Bu konu 62.715 defa izlenmiş.


19.1.2011 16:58:43 tarihinde yazmış. fotograf forum, fotograf tartisma, fotograf bilgi, fotografcilik, fotoğraf paylaşım sitesi #6246
Çanakkale Zaferi ile İlgili Kompozisyon-Çanakkale Zaferi Konulu Kompozisyon
Çanakkale Zaferi konulu Kompozisyon örneği
Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir 1914 yılında I Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar 24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü 19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzilli bir bombardımana girişti Boğaz'a iyice sokuldular Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlardı Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donan*mayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildirdi Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı 18 Mart 1915: İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılaşıyordu Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor: "İnsan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütunları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu" Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor Saat 1345'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patlamayla sarsıldı Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu Olayı görenlerden birinin ifadesine göre "Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti" Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü Batanlar oldu Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralandı İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar Büyük kayıplar vererek: Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar Artık Çanakkale kara savaşları başlıyordu Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı 19 Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayır'da, savaştı Cephanesi biten askerlere: — Süngü tak emrini verdi Daha sonra ; — "Ben size taarruz emretmiyorum Ölmeyi emrediyorum Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir" dedi Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8 - 9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir



Çanakkale Zaferi Konuşma Metni
Çanakkale Zaferi konulu Konuşma Metni
Sevgili Arkadaşlar!


Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazını geçip İstanbul’u almak istiyorlardı Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır 300000 askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır Bu nedenle, her 18 Mart gününde, Çanakkale Savaşlarını anmaktayız


Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri, 3 Kasım 1914 de boğazın iki yakasındaki birliklerimize ateş açtılar Birliklerimizin karşı ateşi ile geri çekilmek zorunda kaldılar 19 Şubat 1915 de düşman donanması kesin hücuma başladı Osmanlı Ordusunun karşı ateşi ile, tekrar geri çekildiler 18 Mart 1915 de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı


Çanakkale boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler, 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalar’a yapılan çıkarma harekatını, Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında, yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur
Sevgili Arkadaşlar! Çanakkale Savaşları, Türk tarihinin belki de en önemli savaşıdır Daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak için kaynakları mutlaka okumanızı öneriyoruz Bugün özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir


Umarım, bir daha böyle bir savaş yaşamak zorunda kalmayız!



Çanakkale Zaferi ile İlgili Özlü Sözler
Çanakkale Zaferi konulu Özlü Sözler
* Zafer, «zafer benimdir» diyebilenindir

* Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez

* Zaferin büyüklüğü, savaşın çetinliği ile ölçülür

* Zafer, barışın en kısa yoludur

Benimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesin olarak bilmelidir ki bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için bir adım geri gitmek yoktur Uyku, dinlenme aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep olacağını hepinize hatırlatırım

ATATÜRK
3 Mayıs 1915 / Arıburnu


gamze
gamze kara
Mesajlar: 44
Kayıt: 27.6.2010
Şehir: İstanbul

19.1.2011 17:07:09 tarihinde yazmış. fotograf forum, fotograf tartisma, fotograf bilgi, fotografcilik, fotoğraf paylaşım sitesi #6247
Babalar Günü Kompozisyon Örneği
Babalar Günü Kompozisyon Örneği

BEN GEÇ KALMADIM, YA SEN
Sevgi dolu, ancak sevginin yürekte saklandığı bir ailede yetişmişti genç kız Sevginin dile vurulması gerektiğini düşünmemişti hiç Seviyorum demeye ihtiyacı var mıydı? Babası zaten biliyordu, minik kızının kendini sevdiğini Kendisi de duymamıştı hiç babasından Sevgisi hep içindeydi, hareketlerindeydi ama dilde değil Bunun eksikliğini duyduğunda ise çok geç kalmıştı Utanıyordu artık İnsan babasına seni seviyorum diyemezdi SENİ SEVİYORUM; bu aileden olmayan birine, belki de hak etmeyen birine kolayca söylenebilirdi ama insanın babasına söylemesi utanılacak bir şey diye düşünüyordu Utanıyordu; ah bir kere deseydi babasına, gerisi gelecekti biliyordu Seni seviyorum dedikleri tek tek yok olmuştu hayatından Hak etmemişlerdi bu sevgiyi, hatta seni seviyorum kelimesini Anlamı bile basitleşmişti bu kelimenin Oysa hep yanında olan canı gibi sevdiği babasına söyleyememişti Sırf söyleyememek değildi hırsı Dokunamıyordu babasına, sarılamıyordu Sadece bir kere elini tutmuştu babası Çok acı çekiyordu genç kız, ufak bir operasyon sırasında babasını yanında istemişti Elini tutmuştu babası, sıkıca Sanki eli kuvveti olmuştu kızın Acısını hafifletmişti Bir kez tutmuştu elini Her gece dua etti genç kız; Tanrım babamın elini tutmam için, ona sevgimi haykırmam için yardım et Onun kolunda, gururla yürümek istiyorum
Kimi zaman unuttuğunda okuyordu bu duayı ama Tanrı biliyordu, ve bir fırsat yaratacaktı onun için Buna emindi
Ve bir gece babasının hastalanmasına şahit oldu genç kız Birden bire değil yavaş yavaş hastalanmasının her anını gördü Babasının kolunun uyuştuğunu fark etti önce, hastaneye götürene kadar yavaş yavaş gelen felcin her dakikasına şahit oldu Hıçkırarak ağlarken, babasının koluna girdiğini ve onun elini tuttuğunu hatırlıyordu Hastaneyi inletircesine ağlamaları engellememişti felci Neden Tanrım, neden şimdi, neden böyle bir zamanda? Haykırışlarını duyanlar ettiği duayı bilemezlerdi ki Günler boyu ağlamaları dinmedi Seni seviyorum demesini duymadı babası belki ama Tanrı duymuştu ve babasını genç kıza bağışlamıştı belli ki Bundan sonra babasına, hak eden kişiye söyledi genç kız sevdiğini Utanmadan ,gururla söyledi

Babam bu duygularımı belki hiç bilmedi Ama ben herkesten çok hak ediyordum ona sevgimi söylemeyi
Ve en çok O hak ediyordu benim sevgimi

SENİ SEVİYORUM BABACIĞIM SONSUZA KADAR DA YALNIZ SENİ BU KADAR ÇOK SEVECEĞİM


Babalar Günü Kompozisyonu

Babalar Günü Kompozisyonu Onları çok seviyorum
Bu dünyada hakkını ödeyemeyceğimiz tek sey anne ve babalarımızdır
Hiç bir insan hiç bir kimse bizlerin annesinin babasının bizler için katlandığı eziyet ve cefalara katlanamaz
Hiç bir insan anne ve babalarımız kadar bizim sağlımızı mutluluğumuzu ve sıhhatimizi düşünemez
Hiç bir insan Allaha bizlerin bu dünyada ve öteki dunyada selamete kavuşması için anne babalarımız kadar dua ve niyazda bulunamaz
Bir evlat için kendini gözünü kırpmadan ateşe atıcak olan bir kişi varsa oda annedir
İşte bu yüzden bizleri doğuran çeşitli zorluklara eziyetlere katlanarak bizi yetiştiren ve bu günlere getiren anne babalarımızın kıymetini çok iyi bilmeli onlara her zaman ve her yerde sevgi saygı ve hürmetimizi kusursuz sekilde göstermeliyiz Şunu iyi bilmeliyiz ki yaptığımız her işte önce Allahın sonrada anne ve babamızın rızasını almalıyız çünkü yaptığımız herhangi bir şeyin yolunda gitmesi sonunun hayırlı bitmesi, onların gönüllerinin alınmasına bağlıdır
Anne babamızı hiçe sayar onları hal hatır etmez ve hiç bir konuda onlara bilmeseler bile sırf gönlünü hoş etmek ve rızasını almak için danışmazsak hiç bir işimiz yolunda gitmez Hepimiz bunu bizzat yaşayarak tecrübe edinmiştir
Anne babamız bizi nasıl küçüklükten yetiştirip bu günlere getirdiyse bizde onların bütün ihtiyaçlarını karşılamalı ve en küçük rahatsızlıklarında hiç kimseyi gözetmeksizin onlarla anında ilgilenmeliyiz
Anne ve babanın değeri hiç bir zaman ölçülemez ve hakkı hiç bir zaman ödenemez bizlerde her çocuk gibi ailemize anne ve babamıza yakışır birer evlat olmalı ve hem bu dünyada hemde öteki dünyada onların yüzünü ak çıkarmalıyız
Her zaman bizim gibi birer evlat yetiştirdikleri için gurur duymalarını sağlamalı ve onları hiç bir zaman utandırmamalıyız

Sevgilerini bir an bile esirgemedikleri için,
En kötü günlerimde yanımda olup bana destek verdikleri için,
İyi veya kötü yaptığım hatalarım karşısında benim elimden tuttukları için,
Ne olursa olsun, ne yaparsam yapayım doğruyu söyleyip yardımlarını istediğim de yanımda olduklarını bildiğim için,
Üzüntümle üzülüp, sevincimle sevinen, en kötü günlerimde sıcak sevgilerini hissettiğim
Anne ve babamı çok seviyorum ve iyiki varsınız diyorum


Babalar Günüyle ilgili Kompozisyon
Babalar Günüyle ilgili Kompozisyon
Antik Roma'dan Bugüne Babalar Günü

Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Gününün de bir geçmişi var Bazı tarihçiler, Babalar Gününün Antik Roma'da bile kutlandığını belirtiyor Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Gününün Batı Virginia'da ortaya çıktığını savunuyor Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor Diğer araştırmacılar ise 1910 yılında Washington'daki John Bruce Dodd'un 6 çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart'a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyor Dodd, anneler günü kutlanırken babalar gününün olmayışını büyük bir haksızlık olarak nitelendirmiş Hemen babasının doğum günü olan 5 Haziran'ın babalar günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış Ama bu çalışmalar bir sonraki yılın 19 Mayıs'ına kadar sürmüş

Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910'da Washington'ın Spokane şehrinde kutlanmış Daha sonra diğer eyaletlere yayılmış Ancak Babalar Günü resmi olarak 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge'in desteğiyle kutlandı 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımladı

Nerede olurlarsa olsunlar babalarımıza bugün sesimizi duyuralım Tüm babaların ve baba adaylarının bu özel günü kutlu olsun

Babalar Günü ile ilgili Kompozisyon
Babalar Günü ile ilgili Kompozisyon
CANIM BABACIM

Babalar gününü kutluyor o mübarek elelrinden öpüyorumBiliyorumki sana özel bu günde seni mutlu edecek en büyük armağan seni daima seven ve sorumluluklarını yerine getiren bir oğulun olduğunu bilmen ve buna inanmandır

Sevgili babacım sen ailemimizin en büyüğü ve evimizin direğisinFedakarca çalışıp, emek vererek evimizin ihtiyaçlarını karşılamak için uğraşıp durursunBenim okuyup iyi bir insan olmama için maddi manevi hiçbir desteğini esirgemeden yemez yedirir, giymez giydirirsin

Babacım bana inanıp güvenmeni ve birgün benimde sana hayırlı bir evlat olarak yapmam gereekn herşeyi yapacağımı zaten biliyorsunAilemizin mutluluğu ve yuvamızın sıcaklığını yaşadığım ve öğrendiğim tüm güzellikleri senin bizim için veriğin emeklere borçlu olduğumu biliyorumSorumluluğunu bilen iyi bir babanın oğlu olduğum için çok şanslıyım bana verdiğin emekleri boşa çıkarmayarak aileme ve vatanıma faydalı bir insan olcağım

Canım babam Allahtan sana sağlık mutluluk ve uzun ömür vermesi için dua ediyoruymUnutma ki birgün yaşlandığında senin elin, ayağın herşeyin ben olan bir evlat olacağımTıpkı ben küçücükken senin bana olduğun gibiSeni çok seviyorum, babalar gününü yıllarca aile huzurumuz ile sağlık içinde kutlamayı diliyor saygıyla ellerinden öpüyorum


babalar günü şiirleri
babalar günü ile ilgili şiirler
Baba
sığmazsın bilirim bir kaç mısraya,
anlatmak isterim seni dünyaya,
acelen neydiki uçtun semaya,
mezarının başında ağlarım baba,

gururu sevgiyi senden öğrendim,
mis gibi kokunu özledim baba,
bu kadar genç yaşda ölmemeliydin,
hasretin ciğerimi deliyor baba,

bu kadar acıya nasıl dayandın,
sabırlı olmayı öğrettin baba,
bu koca dünyaya neden sığmadın,
geride bıraktın bizleri baba,

hastane yolları kaderin oldu,
yanında biz varız üzülme baba,
o kanser illeti ecelin oldu,
mevladan ümitler kesilmez baba,

sen gittin kimsemiz kalmadı şimdi,
bizi terketmeye hakkın yok baba,
dostum dediklerin düşmandır şimdi,
iyiki namerdi görmedin baba,

ağlarım gizlice sensiz günlerde,
faydasız bilirim ağlamak baba,
yaşamak isterdin sende bizlerle,
sensizken mutsuzuz inanki baba,

siğaran elinde kaşların çatık,
nasılda sevDİğini gizlerdin baba,
bir dilim ekmeğe soğanı katık,
çayıda çok fazla severdin baba,

Şenol Mersin


Baba
Sendin
Doğduğum gün
Bana ezan okuyan

Boyun kocaman
Kolların güçlü
Bir hamlede kaldırıyorsun
Üçümüzü

Her sabah gidersin
Ekmeğimiz için
Her akşam
Yorgun
Ama yüzün güleç
Dönüşün bir düğün

Biraz büyüsem
Şöyle diyeceğim
Yoo baba
Bu sabah bende sıra
Sen otur evde
Annemle
Dinlen

Ben
Koşacağım sokakları
Rızkımız için

Akşam
Elimde kocaman
Bir somun
Sevineceksin
Kimbilir nasıl
Yoo
Teşekkür etme
Dedim ya
Sıra bende

Cahit ZARİFOĞLU

Sana, çiçekler getirdim baba,
Babalar Günü ile ilgili şiir Babalar günün kutlu olsun Sana, torunlarından sevgiler
İğde kokularını getirdim sana,
Hanımeli ballarını
İyot kokusunu Ege'nin
Toprağın kokusunu örtmek için,
Bebek kokusu getirdim sana

Bak üçüncü pazarı geliyor Haziranın,
Ezgisi yanık türküler getirdim sana
Yılların söndüremediği
Yangın alanı yürekte,
Özlemlerimi getirdim sana
Toprağın karanlığını kaybetmek için,
Sevginin ışığını getirdim sana

Babam, yarım kalmış bir öykünün
Hazan yapraklarını getirdim sana
Bugün hergün gibi senin günün
Bugün hergün gibi senin özlemin
Babalar günün kutlu olsun

Baba
sığmazsın bilirim bir kaç mısraya,
anlatmak isterim seni dünyaya,
acelen neydiki uçtun semaya,
mezarının başında ağlarım baba,

gururu sevgiyi senden öğrendim,
mis gibi kokunu özledim baba,
bu kadar genç yaşda ölmemeliydin,
hasretin ciğerimi deliyor baba,

bu kadar acıya nasıl dayandın,
sabırlı olmayı öğrettin baba,
bu koca dünyaya neden sığmadın,
geride bıraktın bizleri baba,

hastane yolları kaderin oldu,
yanında biz varız üzülme baba,
o kanser illeti ecelin oldu,
mevladan ümitler kesilmez baba,

sen gittin kimsemiz kalmadı şimdi,
bizi terketmeye hakkın yok baba,
dostum dediklerin düşmandır şimdi,
iyiki namerdi görmedin baba,

ağlarım gizlice sensiz günlerde,
faydasız bilirim ağlamak baba,
yaşamak isterdin sende bizlerle,
sensizken mutsuzuz inanki baba,

siğaran elinde kaşların çatık,
nasılda sevDİğini gizlerdin baba,
bir dilim ekmeğe soğanı katık,
çayıda çok fazla severdin baba,

Şenol Mersin


BabaOy Baba (AEkber ÇİÇEK)
Baba seni düşde gördüm
Yaz-baharın kışda gördüm
Bir el verdim, tutamadın,
Yüreğini yasda gördüm

Oy babaoy baba
Gölgen düşmüş göğe baba
Erenler safında durmuş,
Gök serilmiş yere baba

Baba seni darda gördüm
Yolunu çıkmazda gördüm
Bir ses verdim duyamadın,
Kirpiklerin yaşda gördüm

Oy babaoy baba
O nasıl tebessüm baba
Türküler selama durmuş,
Sazın öksüz kalmış baba

İsmet Onar


Babacığım seninle
Babacığım seninle,
Evimize can gelir
Yürek dolusu sevgi,
Bize heyecan gelir

Babacığım seninle,
Güven dolar evimiz
Mutlulukla yıkanır,
Sevgiyle yüreğimiz

Babacığım seninle,
Umutlar kucak kucak
Doldurur evimizi,
Bizi sarar sımsıcak

Babacığım seninle,
Apaydınlık yüzümüz
Huzur bulur seninle,
Gecemiz, gündüzümüz

Babacığım seninle,
Yarına umutluyuz
Annemle kardeşlerim,
Seninle çok mutluyuz

Rıfkı KAYMAZ
gamze
gamze kara
Mesajlar: 44
Kayıt: 27.6.2010
Şehir: İstanbul

19.1.2011 17:23:09 tarihinde yazmış. fotograf forum, fotograf tartisma, fotograf bilgi, fotografcilik, fotoğraf paylaşım sitesi #6248
KONU: YAŞ KESEN, BAŞ KESER kompozisyonu
Yaş kesen baş keser konulu kompozisyon Ağaçlar, bir memleketin doğal zenginlikleridir İnsanlara ve yurda büyük yararları vardır Memleket ekonomisine katkıda bulunduğu gibi insanları toprak kayması, sel gibi doğal felaketlerden korur, iklim şartlarını düzenler
Ağaç, tabiatın süsüdür Tanrı'nın insanlara bağışıdır Bizde ağaç sevgisi, köklü, gelenekleşmiş bir sevgidir Deyimlerimizde şiir ve türkülerimizde bu sevginin göz alıcı izlerine raslamak mümkündür
Ancak, bazı kendini bilmez, cahil kişiler, toprak kazanmak, yakacak elde etmek gibi çeşitli bahanelerle yaş ağaçlara acımasızca kıyarlar Ufacık bir çıkar kaygısı yüzünden büyük bir zarara sebebiyet verilir Ünlü şairimiz Mehmet Emin Yurdakul, bir şiirinde: "Sakın kesme, yaş ağaca balta vuran el onmaz; I Na kütükler, hiç birine nice yıldır kervan gelmez, kuş konmaz, I Bunları kes, o baltanla bu çürümüş ağaçları yere ser" derken, insanlarımıza ne kadar yerinde ve içten bir öğüt vermektedir
Gerçekten, yaş ağaç kesen bir insan, bir canlıya kıydığı için cani sayılır Tanrı ve kul katında da günahkardır Ayrıca, şairimizin de dediği gibi, hiçbir zaman esenliğe kavuşmaz
Ağaç ve ağaç sevgisiyle ilgili atasözleri:
Ağaç, ağaç içinde büyür
Ağaç, yapraklarıyla güzeldir
Ağaca dayanma kurur; insana güvenme ölür
Ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar
Ağacın yemişini ye; kabuğunu soyma
Ağaç ve ağaç sevgisiyle ilgili özdeyişler:
Bir ağacın ölümü, büyük bir mimarin eserin kaybı gibidir
A Hamdı Tanpınar
İyi bir ağaca sarılan rüzgarsız kalmaz



Yoğurdum Karadır Diyen Kimse Olmaz konulu kompozisyon
KONU: "YOĞURDUM KARADIR DİYEN OLMAZ"
Yoğurdum Karadır Diyen Kimse Olmaz konulu kompozisyon Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; herkesin kendi işini ve ürününü beğe-- olmasıdır Buna göre düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - İnsanlardaki kendini üstün gösterme eğilimi;
2 - Bu eğilim nedeniyle yaptığı işi ve ürününü övme;
3 - Bu davranışın zararları (uygun örnekler verilebilir)
öRNEK ÇALIŞMA:
"Garip bir tabiatı vardır insanın; bildiğinin doğruluğuna, işinin mükemmel olduğuna bazen körü körüne inanır Bazen de rtata ve kusurlarını bile bile üstünlükten dem vurur Siz ne kadar onu uyarmaya, yanlışlarını ve hatalarını göstermeye çabalarsanız çabalayın, o bu tutumundan vazgeçmez
Şöyle bir çarşıyı dolanmaya kalksanız, satıcıların avaz avaz mallarını övme çabasında olduklarını görürsünüz
Herkes, kendi malının üstünlüğüne, kalitesine inandırmaya çalışır sizi Aslında kendi de bilir malının gerçek değerini ama bu şekilde hareket etmek, satıcılığın karakteristik özelliklerinden biri olagelmiştir Çevrenize şöyle bir göz atın; aynı tutumu herkeste göreceksiniz
Elbette ki bu, doğru ve ideal bir tutum değildir Herkesin kendi malını ortaya sürmeye; bir çeşit göz boyamaya kalkıştığı şu dünyada malın iyisini seçebilmek için sağlam bir sezgiye ve akla sahip olmamız gerekir İnsanların bu yolda olgunlaşmaları da eğitimle olur




Yalancının Evi Yanmış , Kimse İnanmamış konulu kompozisyon
KONU: "YALANCININEVİ YANMIŞ, KİMSE İNANMAMIŞ"
Yalancının Evi Yanmış , Kimse İnanmamış konulu kompozisyon Ana fikir: Yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren insan, doğruyu söylese de kendisine inanılmaz
öRNEK ÇALIŞMA:
"Yalancılık çok kötü bir huydur; er geç ortaya çıkar ve yapanı güç durumda bırakır Boşuna söylememişler; "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar" diye Bazı insanlar kötü bir huy olduklarını bildikleri halde yalan söylemekten zevk duyarlar öyle ki, yalan söylemek onlar için yeme - içme gibi alışılagelmiş tabir bir şeydir Bu insanların çevrede bir tek adları vardır: "Yalancı!" Onlar bol keseden yalan söyleye dursunlar, çevrelerindekilerin kendilerine kıs kıs güldüğünün farkında dahi değillerdir Garip bir aldanış ve vurdumduymazlık içinde bu kötü huylarına devam ederker
Çevresindekiler onun hiçbir yalanına kanmasa da, çoğu kez bunu yüzüne vurmaz ve inanmış gözükürler Ancak, yalancı da bir insandır Onun da başkalarının yardımına ihtiyaç duyduğu sıkıntılı anları vardır İnsanın adı bir kere yalancıya çıkmaya görsün, hiçbir sözüne inanılmaz Ne kendisine, ne de sözüne değer verilir Bu hal, yalancıya giderilmesi imkansız zararlar verebilir Kendimizi böyle durumlara düşürmek istemiyorsak, hiçbir şekilde yalan söylemeye alışmamalıyız"





Yazın Başı Pişenin Kışın Aşı Pişer konulu kompozisyon
KONU: "YAZIN BAŞI PİŞENİN KIŞIN AŞI PİŞER"
Yazın Başı Pişenin Kışın Aşı Pişer konulu kompozisyon Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; ekmek parası kazanmak için çalışmak ve yorulmak gerektiğidir Buna göre çalışma düzeni şöyle kurulabilir:
1 - Geçim için çalışma zorunluluğu;
2 - Çalışan insanların kazancı;
3 - örnekler;
4 - Fikir ve görüşlerin derlenmesi; sonuç;
öRNEK ÇALIŞMA:
"Her mutluluk, her geçim rahatlığı; sıkı, sürekli ye yorucu bir çalışmanın sonucu ve mükafatıdır Zamanında çalışmayan, elindeki fırsatları değerlendirmeyip vakit geçiren insanlar, geçim sıkıntılarından kurtulamazlar Bunlar, başkalarının sırtından geçinmeye alışmış zararlı kişilerdir
Bin bir zorlukla dolu olan hayatta ekmek parası kazanmak zannedildiği kadar kolay bir iş değildir "Ekmek aslanın ağzında" deyimi bu zorluğu çarpıcı bir benzetmeyle vurgular Geçim yolunda herkes kendine göre bir çaba, bir gayret gösterecektir Her işin yapılmasını gerektiren bir zaman vardır Bu zamanda keyfimiz ve arzumuz dışında çalışmak belki bize ağır gelebilir Bunun sonucu, geçim için başkalarına muhtaç duruma düşebiliriz Onurlu kişiler hiçbir zaman böyle durumlara düşmek istemezler
Bu nedenle insan, çalışmasını gerektiren şartların güçlüğü karşısında yılgınlığa kapılmadan var gücüyle çalışmalıdır Tarlada çiftçi, yazın güneşin altında; fırıncı, ateşin karşısında; madenci, toprağın derinliklerinde; gemici, fırtınalı denizlerde hep aynı amaç, geçinmek için çalışır Ne mutlu kendi emeğiyle geçinenlere"




Terzi Kendi Söküğünü Dikemez konulu kompozisyon
KONU: "TERZİ SöKÜĞÜNÜ DİKEMEZ"
Terzi Kendi Söküğünü Dikemez konulu kompozisyon Ana fikir: Başkaları için çalışmaktan, insan çok zaman kendini ihmal eder
öRNEK ÇALIŞMA:
"Şüphesiz; hiçbir insanın karakteri birbirine benzemez Yalnız kendi çıkarlarını düşünen insanların yanı sıra, yakınları ve çevresindekiler için çırpınan, içi insanlık sevgisi ve yardımlaşma duygusu ile dolu fedakar insanlar da vardır Bunlar başkaları için çalışmayı kendilerine temel görev sayarlar; hemen herkesin her işine koşarlar Hatta geçimlerini bile, başkalarına yaran olan işleri yapmakla sağlarlar Bu insanların, kendilerinin de hayret ettikleri bir yönleri vardır: Kendilerini ihmal etmeleri, başkalarına ayırdıkları kadar olsun, kendilerine zaman ayırmamaları
Çalışmak, başkalarına yararlı olmak, başkalarının mutluluğu için çalışmak güzel bir şey Hatta insanlığın şartlarından Ama unutmamalıdır ki, öz benliğine karşı görevlerini yapmaktan kaçınmak veya bunları lüzumsuz görmek, insanın kendi şahsına karşı saygısızlık etmesi demektir Tam manasıyla kendi şahsına yararlı olmayan bir insanın başkalarına yararlı olmak için çaba harcaması sunar bir gösteriş merakıdır"




Sütten Ağzı Yanan Yoğurdu Üfleyerek Yer konulu kompozisyon
KONU: "SÜTTENAĞZI YANAN
Sütten Ağzı Yanan Yoğurdu Üfleyerek Yer konulu kompozisyon YOĞURDU ÜFLEYEREK YER"
Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; bir insanın tedbirli olması için bir tecrübenin yeterli olabileceğidir Şu gerçektir ki, en fazla takdir ettiğimiz, hayran olduğumuz insanlar da, olgunluklarını zamanla kazanmışlardır Buna göre düşünce düzeninizi şöyle kurabilirsiniz:
1 - İnsanların, hayata yeni atıldıkları anki tutumları;
2 - Gerçeklerin ve tecrübelerin insanın olgunlaşmasındaki ro
lü ve önemi;
3 - Sonuç
öRNEK ÇALIŞMA:
"Genellikle insanlar hayata atılmadan önce, gerçekleri kendi dünyalarının pembe tülleri arasından değişik bir gözle görürler Masum bir eğilimle, birçok olay karşısında kayıtsız ve tedbirsiz davranırlar Umulmadık zorluklar, kaderin cilveleri, hayatın acı gerçekleri, büyük bir gevşeklik içindeki insanı bu pembe dünyadan sıyırır İnsan yaşadığı tecrübeler nedeniyle acı çekerek gerçeği öğrenir
Birtakım kayıtsızlıklar ve düşüncesizlikler sonucunda yaşanılan hayat darbeleri insana yavaş yavaş tedbirli olmayı öğretir Herhangi bir alanda kazanılan tecrübe, insanın görüşlerini, duygularını ve bütün davranışlarını etkiler Bu durumda insan, en basit işlerde bile adımlarını daha dikkatli ve sakınarak atmaya çalışır, insanın, azim ve çalışmasının yanı sıra tecrübe yönünden de olgunlaşması, onun hayata daha iyi uyumunu sağlar
Her işte tedbirini önceden alan, ihtiyatlı davranan bir kimse kolay kolay yenilmez, hayal kırıklığına uğramaz Ezilmeden yaşamak isteyenler için bu, en büyük kazançtır





Göz Önünde Olmayan Kimse Zamanla Unutulur konulu kompozisyon
Ana fikir: Göz önünde olmayan kimse zamanla unutulur
Göz Önünde Olmayan Kimse Zamanla Unutulur konulu kompozisyon öRNEK ÇALIŞMA:
"Bize en zor gelen şeylerden biri de, sevdiklerimizden isteyerek veya istemeyerek aynlmamızdır Bazen ayrılmak bir zorunluluk olduğu için isteyerek ve istemeyerek sözlerini kullandım Ayrılıklar insanı alışkanlıklarından kopardığı ve ruhumuzda bir boşluk yarattığı için oldukça sarsıcıdır Herhangi bir sebeple bizden uzak düşen sevdiğimizin özlemi ile günler dayanılmaz bir hal alır; onsuz yapamayacağımızı, özlemine katlanamayacağımızı sanırız Her geçen gün, araya çekilmiş bir set gibi gelir Mücadeleyle geçen hayatta bizi oyalayacak o kadar çok şey ve yapmamız gereken o kadar çok iş vardır ki ister istemez kendimizi bunlara kaptırırız Ayrılma acısına dayanamayacağımızı sandığımız insanın hayali ve düşüncesi gittikçe uzaklaşır Gerçekçi insanlar için bu doğal bir haldir; unutmak değildir bu; hayatı, iyi-kötü her yönüyle kabul etmek, ona ayak uydurmaktır
Bir de hercai yaradılışta olanlar vardır Sevdikleri yanlarında olduğu zaman gözleri başkasını görmez Ama, bir ayrılmaya görsünler; başkalarının güzellik ve cazibesine kendilerini hemen kaptırıverirler Yeni tanışmaların esrarlı çekiciliği içinde, uzakta kalan aranmaz olur
Bazıları da yalnız kendileri için yaşıyor gibidir Daima içlerine kapanık ve dalgındırlar Bunlar kolay kolay insan kıymeti bilmezler Birilerine bağlanma isteği duymadıkları gibi ayrılık acısı da çekmezler Giden gitmiştir Onlara ne? Bazı insanlarsa, başkalarıyla yalnız kendi çıkarları için ilgilenir, dostluk ve samimiyet gösterilerinde bulunurlar Ama o insanla olan çıkar bağı ortadan kalkmaya görsün hemen gerçek yüzlerini belli eder, dostlarını arayıp sormayı akıllarına bile getirmezler Bu, onlar için gereksiz bir şeydir
Her şeye rağmen, insanda "sadakat" adı verilen bir duygu vardır Kim ve nerede olursa olsun, sevdiğimiz insanı unutmamak Bazı kaba gerçekçiler, bu sadakat sözünü duydukları zaman burun kıvırır, bunun yeryüzünde olmadığını söylerler Tarihte büyük yankılar yapan ölümsüz aşklar düşünülsün, dostluklar hatırlansın hele İnsan kalbi hor görülecek bir şey değildir O bazen ölümsüzlüklerin, göz kamaştırıcı değerlerin ve duyguların barınağı olur Hiçbir ayrılığın unutturamadığı aşklar vardır Her türlü güç şartlar içinde seven ve sevmesini bilen insanlar vardır
Bu sebeple, "Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur" sözünü kullanırken çok dikkatli olmak gerekir Çünkü, geçerli olduğu yerler de vardır, geçerli olmadığı yerler de




Faydasız Baş Mezara Yaraşır konulu kompozisyon
KONU: "FAYDASIZ BAŞ MEZARA YARAŞIR"
Faydasız Baş Mezara Yaraşır konulu kompozisyon Ana fikir: Hiç kimseye faydası dokunmayan, yararlı işler yapmayan insanın yaşaması bir anlam taşımaz
öRNEK ÇALIŞMA:
"Kültürlü ve olgun insan, topluma ve insanlığa faydalı olma yolunda sorumluluk taşıyan kimsedir Her insanın kendi çevresinde; kendi çapında faydalı olabileceği işler vardır Bunu anlayabilmek ve yapmak insani meziyetlerimizin başında gelir Ne kendilerine, ne de başkalarına faydalı olmayan kişiler, toplum içinde birer parazit gibidir Hayvanların bile doğa düzeninde bir ahenk yaratmak için kendi çaplarında çaba gösterdikleri şu dünyada, boş bir kalıp gibi yaşamak manen ölmek demektir İnsani yaşama, sadece yeme, içme, nefes alma işlemlerinden ibaret değildir Kendimizden başlayıp aile çevresinden bütün insanlığa karşı gittikçe genişleyen görevlerimiz vardır Bunlara sırt çevirmek, vurdumduymazlık etmek, ancak eğitimden, insani değerlerden yoksun insanların harcıdır Böyle insanlar, hiç kimse tarafından sevilmez ve sayılmazlar; hatta birer şahsiyet olarak dahi kabul edilmek istenmezler Bu manevi afaroz, gurur ve şahsiyet sahibi insanlar için ölümden de beterdir Şu geçici dünyada gerçekten yaşadım diyebilmek için, faydalı işler yapmak, eserler yaratmaya çalışmak gerekir Böyle bir çaba, hem kendimizi, hem de çevremizdekileri yüceltir




Fakirlik Ayıp Değil , Tembellik Ayıp konulu kompozisyon
KONU: "FAKİRLİK AYIP DEĞİL, TEMBELLİK AYIP"
Fakirlik Ayıp Değil , Tembellik Ayıp konulu kompozisyon Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; tembelliğin ayıplanacak, hor görülecek bir durum olduğudur Bu amacı yansıtırken fakirlik ve tembelliği kıyaslayacaksınız Düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz:
1 - Fakirlik (çevrede bıraktığı etki);
2 - Fakirlikle, insan karakteri ve şartlar arasındaki ilişki (yani
fakirliğin insan iradesine bağlı olup olmadığı);
3 - Tembelliğin çevrede bıraktığı etki;
4 - Tembelliğin insan iradesine bağlı olup olmadığı;
5 - Tembelliğin zararları (tembellik - fakirlik ilişkisi);
6 - Tembelliğin hangi yönden ayıplanacak bir durum olduğu;
7 - Sonuç
öRNEK ÇALIŞMA:
"İnsan yaradılışında var olan küçümseme duygusu, nedense fakirliğin sefil görünümü karşısında hemen kımıldanır ve fakirler aşağı görülür Aslında bu uygun ve doğru bir davranış değildir Ancak, gerçek anlamda aşağılık duygular ve mizaçlar hor görülebilir Fakirlikle insan iradesi arasında bir ilgi kuramadığımız gibi, fakir olma halini her zaman insan karakterine mal edemeyiz Yani hiç kimse kendi isteğiyle sefil ve perişan duruma düşmez İnsanları böyle acı durumlara iten şartlardır, bilgisizliktir Bu durumda olan insanlara karşı takınmamız gereken tavır, onlara in sanca el uzatmak olmalıdır
Toplumda zararlı bir kitle vardır; tembeller Tembellik insan ruhunun uyuşması ve paslanması demektir Fakirliğin aksine tembellik, insan iradesine bağlı bir haldir; bir çeşit alışkanlıktır Bunu kendilerine mal eden insanlar ne kendilerine, ne de başkalarına faydalı olurlar Dostları bile onları "yüz karası" olarak nitelendirir Gerçekten tembellik, varlığının anlamını bile bile yitirmek olduğundan yüz karasıdır; ayıplanacak ve hor görülecek bir haldir




Evdeki Hesap Çarşıya Uymaz ile ilgili kompozisyon
KONU: "EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAZ"
Evdeki Hesap Çarşıya Uymaz ile ilgili kompozisyon Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; tahminlerimizin, kendi kendimize yaptığımız plânların bazen gerçeklerle uyuşmaması, bu yüzden çok defa umduklarımızla karşılaşamamamızdır Buna göre şöyle bir düşünce düzeni kurabilirsiniz:
1 - Gerçekleri tanımayan insanın hayata karşı tutumu;
2 - Umutlar ve tahminlerle gerçeklerin çatışması;
3 - Konuyla ilgili örnekler;
4 - Sonuç
öRNEK ÇALIŞMA:
"Hayatta ne derece tecrübe kazanmış olursak olalım, genellikle hepimizde gerçeklerin soğuk katılığını yumuşatma eğilimi vardır Bu herhalde, insanların, her şeyin kendi istekleri doğrultusunda gerçekleşmesini beklemesi eğiliminden kaynaklanıyor olsa gerektir Bu sebeple, kendi köşemizde,- kendi kendimize yapacağımız hesaplarda ve yorumlarda her zaman için yanılabiliriz Kendi dünyamızda türlü şekillerle hayal ettiğimiz gerçekler hiç ummadığımız bir çetinlikle karşımıza çıkabilir; bizi yenilgiye, hayal kırıklığına uğratabilir
Hayatta birçok insanın içine düştüğü bunalımlar hep bu, "evdeki pazarın çarşıya uymaması" yüzündendir Ne kadar olgun ve akıllı olursak olalım, hayatın karşımıza çıkaracağı sürprizlerin hepsini kavrayamayız
Bu yüzden çeşitli kötü ihtimallere karşı hazırlıklı olmalı, plan ve düşüncelerimizde katı sınırlar yerine esnek bir ihtimal payı bırakmalıyız


gamze
gamze kara
Mesajlar: 44
Kayıt: 27.6.2010
Şehir: İstanbul

19.1.2011 17:27:50 tarihinde yazmış. fotograf forum, fotograf tartisma, fotograf bilgi, fotografcilik, fotoğraf paylaşım sitesi #6249
El Yumruğunu Yemeyen Kendi Yumruğunu Bozdoğan Armudu Sanır ile ilgili kompozisyon
KONU: "EL YUMRUĞUNU YEMEYEN KENDİ YUMRUĞUNU BOZDOĞAN ARMUDU SANIR"
El Yumruğunu Yemeyen Kendi Yumruğunu Bozdoğan Armudu Sanır ile ilgili kompozisyon Ana fikir: Başkasından dayak yemeyen, kendi attığı dayağın acısını takdir edemez
öRNEK ÇALIŞMA:
"Hayat bir mücadeledir Bu mücadelede pısırık ve güçsüz olanlar yenilmeye mahkûmdur Hak verilmez, alınır derler Huzurun yaratılmasında, adaletin gerçekleşmesinde insanların şahsi çabalarının ne derece rol oynadığı bu sözde kuvvetli bir şekilde belirtilir Hayat denilen bu mücadele alanında garip bir üstünlük ve kuvvetlilik kompleksi içinde olan zorbaların sayısı azımsanamaz Bunlar, gerçek "hak" kavramından ve insani duygulardan yoksundur Hak etmek, onlar için istemek; elde etmek doğal bir sonuçtur Bunlar, karşılarındaki düşünmezler Kendi kaba kuvvetlerine, kapris ve ihtiraslarına güvenirler Kendilerini bu dünyanın hakimi sanırlar; astıkları astık, kestikleri kestik olsun isterler Karşılarına zayıflar çıktıkça, onlar bu çirkin davranış ve emellerinde daha bir direnirler; daha bir zalim ve acımasız olurlar Bu durum hep böyle devam edecek sanırlar Üstelik, bu olumsuz davranışlarıyla övünür ve gururlanırlar Bir gün, karşılarına kendilerinden daha kuvvetli olan birisi çıkar, hadlerini bildirir O zaman neye uğradıklarını şaşırarak kaçacak delik, öpecek el ararlar Zorbalığın ve haksızlığın ne kadar fena bir şey olduğunu anlar, belki de pişman olurlar ama ne fayda! İş işten geçmiş olur




Elden Gelen Övün Olmaz ile ilgili kompozisyon
KONU: "ELDEN GELEN öVÜN OLMAZ"
Elden Gelen Övün Olmaz ile ilgili kompozisyon Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol:
Açıklamamızın amacı; insanın başkalarına muhtaç olmadan yaşayabilmesinin en büyük mutluluk olduğudur Buna göre düşünce düzenini şöyle kurabilirsiniz
1 - Yaşamak için gereken çaba;
2 - Başkalarına muhtaç olmanın zararları;
3 - İnsanın kendi ihtiyaçlarını sağlayabilmesinin faydaları;
4 - örnekler;
5 - Sonuç
öRNEK ÇALIŞMA:
"Hayat mücadelesine girişen herkes mutluluk, rahat ve güven içinde olmak istiyorsa tüm gücüyle çalışmalı; ekmeğini taştan çıkarmasını bilmelidir Başkalarının sırtından geçinmeye kalkışmak, onlardan yardım beklemek insana düzenli ve normal bir hayatın mutluluğunu sağlamaz "Her koyun kendi bacağından asılır" derler Dolayısıyla herkes yaşamak için kendi çapında bir çaba göstermelidir
Geçimde başkalarından yararlanmak insanı sıkıntılardan kurtarmaz Bu durumda, insanın istediği şeylere istediği anda kavuşması mümkün olmaz Başkaları hiçbir zaman bizi kendimiz kadar düşünemez, ihtiyaçlarımızı gereği kadar bilmezler
Akıllı ve gururlu bir insan için hayatta hiç kimseye muhtaç olmadan yaşamak, kendi kendinin efendisi olmak, istediği şeylere, istediği anda kendi iradesiyle erişebilmek, başarıların en şereflisi ve en güzelidir



Sel ile gelen, yel ile gider kompozisyonu
gamze
gamze kara
Mesajlar: 44
Kayıt: 27.6.2010
Şehir: İstanbul

19.1.2011 17:29:07 tarihinde yazmış. fotograf forum, fotograf tartisma, fotograf bilgi, fotografcilik, fotoğraf paylaşım sitesi #6250
Kutlu Doğum Haftası konulu Kompozisyon
Kutlu Doğum Haftası ile İlgili Kompozisyon-Kutlu Doğum Haftası Konulu Kompozisyon
Kutlu Doğum Haftası konulu Kompozisyon
Peygamberimizin dünyayı teşrifleri olan Mevlid-i Nebevî (Hicri Rebiulevvel ayının 12 gecesi), asırlardır milletimiz tarafından "Mevlid Kandili" olarak kutlanmaktadır Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı, yüzyıllar önce bir ilim ve kültür bayramı şeklinde kutlanan mevlid geleneğini canlandırmayı amaçlamış, bu düşünce ile de Peygamberimizin doğum gününü içine alan haftayı, "Kutlu Doğum Haftası" olarak ilân etmiştir
2009 yılı "Kutlu Doğum (Hz Peygamberi Anma ve Peygamberlere Saygı) Haftası" hepimize mübarek olsun
gamze
gamze kara
Mesajlar: 44
Kayıt: 27.6.2010
Şehir: İstanbul

1 2 3 ... 20 21 22 23 24 ... 35 36 37
* Cevap yazmak için üye girişi yapmalısınız.
Fotoğraf Türk
Hakkımızda
Kadromuz
Reklam
Görüş ve Öneriler
İletişim
Yardım
Kurallar
Kullanma Kılavuzu
Sıkça Sorulan Sorular
Tüm Yardım Konuları
Ekran Kalibrasyonu
Copyright © 2014 Fotografturk.com Her Hakkı Saklıdır
Fotoğrafların tüm hakları ve sorumluluğu fotoğraf sahiplerine aittir.
Fotoğraf Türk de paylaşılan fotoğraflar 3. şahıslar tarafından ticari amaçlı kullanılamaz.